09/2025

Partido Obrero Ulusal Komitesi Tarafından Onaylanan Ulusal Durum Raporu (Arjantin)

1- Buenos Aires eyaleti seçimlerindeki Milei yenilgisi krizde önemli bir sıçramayı temsil etti. Neredeyse 14 puanlık oy düşüşü, sekiz seçim bölgesinin altısında geride bırakılmış olması gibi, en kötümser tahminleri bile aştı. Son seçim sonucu, 2023’te Libertad Avanza ile PRO’nun ayrı ayrı elde ettiği sonuçlarla karşılaştırıldığında, ortaya çıkan düşüş yaklaşık 13 puandır. Birçok çalışma, seçmen kaçışının özellikle en yoksul kesimlerde ve başlangıçta liberter deneyimi destekleyen gençler arasında yoğunlaştığı sonucuna vardı. Bu kesim büyük ölçüde, belirgin biçimde artan oy kullanmama eğilimine ya da yine belirgin artış gösteren boş oya kaydı. Böylece hükümetin aldığı oylar esas olarak, en varlıklı kesimlerden oluşan PRO’nun tarihsel seçmeninden geldi.

2- Seçimlerde alınan darbenin dinamiklerinden biri, Milei’nin ekonomik şemasının hızlandırılmış tükenişidir. En az birkaç aydır ekonomi durgunluk evresine girmiş durumda; bu da istihdam yaratmayı, tüketim ve yatırım performansını, ücretleri ve emekli maaşlarını etkiliyor. Hükümetin Mayıs ayında Buenos Aires Şehri seçimlerini kazanmak için kullandığı IMF kurtarma paketi, benzeri görülmemiş bir hızla tükendi. Gerçek kişilere yönelik döviz kısıtlamalarının kaldırılması, borç ödemeleri, dış ticaret fazlasındaki düşüş ve ithalatla birleşince, sermaye kaçışı eşi görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, dolar fiyatında artışa yol açtı; Milei ve Caputo bunu faiz oranını yükselterek, aylık enflasyonun üç katı seviyelere çıkararak engellemeye çalıştı. Buna rağmen carry trade’i yeniden canlandıramadılar ve ülke bir kur atağı ve temerrüt eşiğine geldi. Ayrıca hükümetin, kampanya vaadinin tersine, para basmaya ek olarak, peso cinsi çeşitli borç araçları yaratarak para tabanını dört katına çıkardığı da ortaya çıktı. Fahiş oranlarla faiz ödeyen yerel para cinsi borç, vadeli mevduatlar ve diğer araçlarla birleşince son derece ağır bir enflasyon tehdidi oluşturuyor. Geçmişte, daha az patlayıcı durumlarda, Macri hükümeti “yeniden vadelendirme” denilen yönteme başvurmuştu. Ancak liberter hükümet için örtük temerrüt ilanı sonun başlangıcı olacaktır; kur kontrollerinin geri getirilmesi de öyle. Bu koşullarda beliren tüm senaryolar krize çıkıyor. Hükümet, parayı devalüe etmeden seçimlere kadar idare etmeye çalışacak; bu başarılsa bile ekonomide daha fazla bozulma pahasına olacak. Kısa vadede yüksek faiz oranları durgunluğu ve işletmeler ile hanehalklarının borçluluğunu kötüleştirecek. Eğer Ekim sonuna kadar hedeflerini gerçekleştirmekte başarısız olursa, bir devalüasyon fiilen dayatılabilir; bu da başta enflasyon oranını ve ekonomik faaliyeti etkileyecektir. Her iki senaryoda da ekonomik istikrarsızlığın başlıca etmeni olan borç sorunu çözülmeden kalacaktır. Şu anda 1.000 puanı aşan ülke risk primi, büyük sermayenin temerrüt tehlikesinin farkında olduğunu gösteriyor. Hükümetin, daha önce IMF’ye ek bir kurtarma olanağı duyurmuş olan Federal Rezerv’den bir kurtarma arayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Şimdilik IMF hükümete destek verdi; ancak bazı uluslararası finans çevrelerinin, valiler ve “diyalogcu” muhalefetle anlaşmalar yaparak hükümetin siyasi destek tabanını güçlendirmesini önerdiğine dair haberler var. Fed tarafından bir kurtarma söz konusu olduğunda, bunun kampanyayı etkileyecek kadar rekor sürede nasıl yapılabileceğini hayal etmek zor ve ekonomik sistemde bir değişiklik olmaksızın yapılacak her kurtarma, sermaye kaçışını finanse etmek zorunda olacak. Ayrıca, bu ölçekte süren kur atağının fiyatlara yansıtılmasını ve seçimler öncesinde bir enflasyon sıçraması yaşanmasını önlemek de çok zor; bu da en büyük siyasi sermayesi olarak enflasyonu kontrol ettiğini öne süren hükümetin imajını daha da aşındıracaktır.

3- Seçimlerdeki hezimetin diğer bileşeni, liberter hükümete yönelik büyüyen halk tepkisidir. Bu ret duygusunun Milei yönetiminin başından beri mevcut olduğu açıktı. İlk CGT yürüyüşleri ve grevlerinde ifadesini buldu; daha sonra Esaslar Yasası (Bases Law) geçirilmesinde; mücadeleci kesimlerin bu yasaya karşı sokak eylemleri gerçekleştirmesinde; iki büyük üniversite yürüyüşünde; ülke çapındaki 24 Mart kitlesel eylemlerde; emeklilerin mücadelesinin topladığı destekte ve bunun sonrasında Garraman[Hastane] grevinde; engelli bireylerin ve onlara bakan çalışanların mücadelesinde; Davis’in konuşmasına verilen yanıtta düzenlenen kitlesel anti-faşist yürüyüşte… Bu tepkiler, işten çıkarmalara, toplu sözleşmelere vb. karşı işçi sınıfı kesimlerinin sert mücadeleleriyle birleşince, önceki eyalet seçimleri serisinde Milei desteğinin en iyi ihtimalle yüzde 30’u aşmamasını da açıklamaktadır. Buenos Aires’teki yenilginin habercisi olarak, Libertad Avanza birkaç hafta önce Corrientes’te yalnızca yüzde 8 oy almıştı. Bu bağlamda, taban örgütlerinin tümüne yönelik baskıyı yürüten pro-Mileici klik hakkında Spagnuolo’nun bir hırsız çetesinden oluştuğunu itiraf ettiği ses kayıtlarının ifşa edilmesi, ilave bir darbe oldu.

4- Ekonomik kriz, başlangıçta hükümeti desteklemiş kapitalist blok içinde çatlaklara neden oldu. Burjuvazinin büyük çoğunluğu programın açıkça işçi karşıtı olması nedeniyle hükümeti desteklemeyi sürdürse de tarımsal sanayinin ve sanayi sermayesinin bazı kesimlerini kapsayan ve inşaat odaklı talepleri İnşaat Odası’nın önderlik ettiği bir devalüasyon lobisi var. Şimdilik sanayi ve tarım kesimleri, sözde yapısal reformlarda hükümetin devamlılığı temelinde keskin bir devalüasyon talep ediyor. Bu talep, Ekim sonrası için, verdikleri borçların nihai tasfiyesini önlemek amacıyla rezervlerin serbest dalgalanmaya bırakılmasını öneren IMF tarafından da destekleniyor. Son haftalarda, zorunlu karşılıkların artırılması önlemlerini reddeden bankalarla bir çatışma patlak verdi; bu önlemler, uç sınırda, mevduatların millileştirilmesine varıyor. Zorunlu karşılıkların tarihsel ortalamanın üzerinde dayatılması (şu anda yüzde 53,5 ve yeniden artırılacağına dair söylentiler var), para dolaşımını felç ederek ve faaliyette keskin bir düşüş yaratarak krizi önlemeye çalışan iktisat politikasındaki bir çıkmazın kanıtıdır. Hükümet ile burjuvazinin çeşitli çıkarları arasındaki bu çatışmalar, birleşik bir politika temsil etmeyen ama hükümete ekonomik politikada ve yönetim rejiminde değişim baskısı yapmaya çalışan eyalet valilerinden oluşan bir fraksiyon cephesinin ortaya çıkışına neden oldu. Bir klik hükümeti ile, kapitalist sınıfın büyüyen bir kesimi arasında yaşanan çatışmaya tanık oluyoruz. Valilerle ve onların korumaya çalıştıkları çıkarlarla anlaşmaya dayanan bir politika, Milei, kız kardeşi ve küçük bir takipçi grubuna dayalı klikler hükümetiyle uyumsuzluk yaratıyor. Bu yönde ilerleme, kabinede isim değişikliğinden çok daha fazlasını gerektiriyor; bu da hükümette ve en nihayetinde bizzat yönetimde temel bir değişimine kapı aralayabilir. Şimdilik, Karina Milei, Menem’ler ve Buenos Aires eyaletinde tartışmalı Sebastián Pareja ile “siyasi masayı” koruyarak, ATN yasa tasarısına vetolar üzerinden valilerle çatışmaya yönelip “anlaşmalı” olanlarla tek tek pazarlık yapan ve etkinliği şüpheli bir manevrayla siyasi hareketsizlik eğilimi hâkim.

5- Peronist cephe kitlelerin enerjisini soğurma politikası izliyor. Bu politika, felç olmuş durumda kalan [büyük oranda Peronizmin kontrolü altındaki -çevirmen notu-] sendika bürokrasisinin tavrında ve sistematik olarak işçi mücadelelerine karşı hareket eden eyalet yönetimlerinde kendini gösteriyor. Moyano’nun, altı ay için asgari zamlarla, yönetilebilirliğe Millennium tarzı bir sunu olan bir toplu sözleşme imzaladığını hesaba katmak gerekir. Ancak başlıca soğurma manevrası, hükümetin politikasını “değiştirmesi” için yürütülen kampanya. Kiciloff seçim gecesi bir toplantı çağrısı yaptı. Bu değişim, valilerle diyaloğa daha açık bir tutum, yönetilebilirliği sürdürmek için parlamento bloklarının yeniden düzenlenmesi ve görece dışlanmış eyalet oligarşileri ile kapitalist kesimlerin ihtiyaçlarını ele alan bir iktisat politikası değişimi ile yansıyacaktır. Belirttiğimiz gibi, bu değişikliğin uygulanabilirliği bizzat hükümetin doğası gereği tartışmalıdır. Bu operasyon başarısız olursa ve ekonomik kriz derinleşirse, halk mobilizasyonunda olası bir yükselişi önlemek ya da soğurmak için siyasi bir el değiştirmeyi de içeren daha geniş bir soğurma operasyonu sahnelenebilir. Bu senaryoda, Villarruel’in partide halefiyet sıralamasında ilk sırada olduğu akılda tutulmalı; manevralar, şu anda hükümetin devamı için oynayan PJ’nin kendisine ve Schiaretti ile valiler bloğuna kadar uzanabilir.

6- Bir bütün olarak ele alındığında, ekonomik iflas, siyasi kriz, yolsuzluk skandalları ve büyüyen toplumsal hoşnutsuzluk kombinasyonu, hükümetin bekasını sorgulatabilecek bir krizin hızlanması olasılığını gündeme getiriyor. Bu nedenlerle “Fuera Milei” [Milei Defol] sloganımız geçmişe göre daha da günceldir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, her şeyden önce bir propaganda işlevi üstlendi; hükümetin halkın talepleriyle uyumsuzluğunu ortaya koydu ve sınıf mücadelesi durumundan kaynaklanan güç dengelerinin ötesinde bir ajitasyon yoluyla halkın geliştirdiği tepkiyi ifade etmeye çalıştı. Şimdi ise slogan başka bir işlev kazanıyor: tüm düzlemlerde güçlü biçimde işçi karşıtı ve gerici olan bu hükümeti, kitlelerin tarihsel bir müdahalesini, halk ayaklanması ve genel grev biçiminde teşvik ederek sona erdirme gerçek olasılığını göstermek amacı taşıyor. Bu amaçla, “Milei Defol” sloganını “Valilerin kesinti paketlerine son” ile birlikte kullandığımızı vurgulamak önemlidir. Eyaletlerde süren mücadelelere için bir istikamet göstermeyi ve aynı zamanda Valiler Ligi ve Buenos Aires Eyaleti’nde kesinti paketlerinin uygulayıcısı olan Kicillof tarafından somutlaşan kapitalist taleplerden bir ayrışmayı ifade etmeyi hedefliyor, her ne kadar 7 Eylül’deki yenilginin kanalı Peronizm olmuş olsa da. Ayrıca darbe planları ve manevralar göz ardı edilemez. Bunlar arasında, ulusal burjuvazinin klasik bir temsilcisi olan Madanes’in sahibi olduğu FATE fabrikasındaki Sanayi Günü’ne Başkan Yardımcısı Villaruel’in katılımı öne çıktı. Onun varlığını protesto etmek için düzenlenen genel kurul ve işçilerin grevi, yoldaşımız Alejandro Crespo’nun, diktatörlük taleplerini ve çalışma reformu, işten çıkarmalar ve ücretlere saldırıya dayalı ulusal burjuvazi programını ifşa eden bir belgeyi kendisine teslim etmesiyle birleşince, muazzam bir medya yankısı buldu ve hepsinden önemlisi sınıf hatlarını belirginleştirmede stratejik bir değer taşıdı.

7-  Burjuvazinin bir kesimi, Peronizm, Valiler Ligi ve elbette CGT sendika bürokrasisi tarafından desteklenen devalüasyoncu çözümden bir ayrışma gibi bir büyük programatik mesele önümüzde duruyor. Devalüasyoncu program, işçi hareketini boyunduruk altına almanın bir aracı oalrak devreye sokuluyor; ekonomiyi canlandıracağı, ithalatı dizginleyeceği ve yerel istihdamı koruyacağı vaadiyle işçi sınıfının bunu desteklemesi isteniyor. Elbette devalüasyonun, enflasyonun hızlanmasıyla ücretleri ve emekli maaşlarını derhal vuracağı ve stratejik amacının dolar cinsinden ücretleri düşürmek olduğu gizleniyor. “Rodrigazo” türü ayaklanma tetiklenebilir. Devalüasyonu savunanların aynı anda toplu sözleşmelere karşı ilerlemeyi hedeflediklerini; yani çalışma reformu yanlısı olduklarını eklemek gerekir. Devalüasyona itirazımız, işçilerin çıkarlarına dayalı kapsamlı bir ekonomik yeniden örgütlenme programının geliştirilmesini gerektirir. Ucuz ya da pahalı peso, başka bir deyişle yüksek ya da düşük dolar ikilemini reddediyoruz; zira bunlar nihayetinde bedelini işçilerin ödediği iki kapitalist politikadır. Devalüasyona itirazımız, mevcut ekonomik politikayı sürdürmek değildir; tefeci [IMF] borcun reddini, bankacılığın ve dış ticaretin kamulaştırılmasını ve ülkenin döviz gelirlerinin sanayileşmeye ve verimlilik artışına dayalı bir ekonomik plan için kullanılmasına imkân tanıyacak kur kontrollerini öngören; ücret ve emekli maaşlarındaki artışlarla uyumlu bir program temelinde bunu savunuyoruz. Tüm kapitalist bloklarca görmezden gelinen borç meselesi, ulaştığı mutlak patlayıcı hacim nedeniyle, keskin kapitalist krizlerin diğer evrelerinde olduğu gibi, dikkatlerin merkezine yerleşmiştir. Örneğin Temmuz ayında Hazine, faiz ve anapara ödemelerine, emekli maaşlarına ödediğinin dört katı ödeme yaptı. Anılan mali fazla meselesi, devletin sosyal harcamalarına “motorlu testere” uygulanmaya devam edilse bile, bu borç reddedilmeden çözülemez.

8- Programatik tartışma, Buenos Aires eyaletindeki seçimleri kazanan Peronist partiyle yüzleşmek açısından kilittir. Kicillof ve CFK fraksiyonları arasındaki iç çekişmelerin ötesinde, her ikisi de devalüasyon politikasının destekçisidir. Bu durum, genellikle PRO ya da Radikal Parti bağlantılı güçlere oy veren Buenos Aires eyaletindeki birçok tarım bölgesinde Peronizm’in zaferinin nedenlerinden biri olabilir. Bu çıkarların bu vesileyle PJ tarafından temsil edilmesi, onun derin muhafazakâr doğasını gösterir ve kapitalist sınıfın hükümet politikasını etkilemek istediği, fakat henüz onu düşürmek istemediği dikkate alındığında, bu dönem boyunca Milei ile iş birliğini açıklar. Peronizm’in zaferi, Ekim’de ülke çapında listelerinin geri çevrilmesi olasılığını gündeme getirir; yeter ki liberter hükümete yönelik itiraz duygusunun ifadesi için bir kanal olarak görülsün. Yakından izlenmesi gereken senaryolardan biri, PJ’nin Buenos Aires eyaletindeki zaferinin, başlangıçta bilgi ve seçmen nezdinde çekiş gücü eksik adaylar nedeniyle zayıf olan CABA’daki Peronist listeyi ne ölçüde güçlendireceğinin doğrulanmasıdır. Ayrıca, her eyaletteki güçlerin bileşiminin karmaşıklığı ve heterojenliği göz önüne alındığında, bu kanalın her seçim çevresinde başka işveren yanlısı güçler tarafından da rekabete konu olması muhtemeldir. Örneğin Santa Fe’de Vali Pullaro bu pozisyonu doldurmak isteyecek, Córdoba’da ise Schiaretti-Llaryora ikilisi. Yeniden hizalanmalar arasında, en önde gelen işbirlikçilerden biri olduktan sonra Milei’nin çağırdığı valiler paneline katılmayı reddeden Salta valisinin aldığı pozisyon yer alıyor. Eyalet eyalet parçalı bu senaryo, Peronizm’in Kicillof’un adaylığı altında ulusal hükümete dönüş için net bir yolunun olmadığını ortaya koyuyor. Kicillof’un kendisi, klasik bir Peronist yapı ile UCR, PRO ve eyalet partilerinden liderleri içeren bir valiler koalisyonuna katılma arasında gidip geliyor. Ön kabul olarak, böyle bir cephenin bir seçim yapısıyla kesişmesi pek olası görünmüyor. Ne var ki şu anda, durumu kontrolden çıkarmayı ve partinin yönetilebilirliğini sorgulatmayı önlemek için halk protestolarını ve hoşnutsuzluğu soğuran ve kanallara yönlendiren bir ağ işlevi görüyor. Bu, krizin kötüleşmesi ve hükümetin erken ayrılmasına yol açması halinde devreye sokulduğunda kuşkusuz güçlendirilebilir. Bu tür aşırı koşullarda, 2001’de olanlara benzer biçimde, bir yasama meclisi ve Peronistler ile Radikaller arasında ortak bir program üzerinde anlaşma çağrısı yinelenebilir.

9- Peronizm’le ve daha genel olarak Valiler Ligi ile yaşanan tartışma, çıkış programı ve Milei ile geçmişte ve bugün yürütülen iş birliği etrafında dönüyor. Hiçbiri onu yenilgiye uğratmak için kararlı bir mücadele önermiyor. Bu durum, Üniversite ve Garrahan lehindeki yasalara Milei’nin vetoları üzerinden yaklaşan çatışmada derhal sınanacak. Bu vetolar, büyüyen bıkkınlık ve hükümete yönelik reddin arttığı bir dönemde halk ayaklanmasına yol açabilir. Kicillof Milei ile bir toplantı talep ediyor gözüksedursun, biz vetolara karşı halk seferberliği çağrısı yaparak öne çıkmalı, işyerlerinin ve okulların tümünde mümkün olan her eylemi örgütlemeli ve seçimlerde ifade bulan öfkeyi mücadele adımlarına dönüştürmeliyiz. 16 Ağustos’taki Plenum girişiminin, başından sonuna dek ön saflarında yer aldığımız 12 Eylül Cuma günündeki başarısı, müdahale için bir rota çiziyor. ATE Garrahan ve AGD-UBA’nın tüm mücadeleci sendikaları önderliğinde, çok önemli bir omurgası olan Polo Obrero, Frente de Lucha ve mücadeleci emekli örgütleriyle birlikte, Kongre’den Plaza de Mayo’ya vetolara karşı mücadelenin önünü açtık; vetolu yasalar tartışılırken önümüzdeki haftalarda belirleyici bölümleri olacak. Aynı zamanda Córdoba, Santa Cruz ve Neuquén’deki etkinlikler de önemliydi. Siyah Liste’nin seçim kampanyası sürerken ve işverenlerin ücret ve işten çıkarmalar dahil her cephedeki saldırılarıyla karşı karşıya olan Sutna için de Plaza’daki etkinliği açması son derece önemliydi. Üç büyük sendikanın bürokrasisini ulusal sahnede teşhir ettik ve hükümeti yenmek için aktif grev ve bir mücadele planı çağrısı yaptık; materyallerimizde ve konuşmacılarımızla, hükümeti devirmek için genel grev ihtiyacını öne çıkardık.

10-  Milei hükümetine karşı mücadelenin ve Peronizm’den ayrışmanın bir diğer unsuru Filistin meselesidir. Milei bütünüyle hizalıyken, Peronizm ne eyleme çıkıyor ne de soykırıma karşı davayı destekliyor; bu durum teşhir edilmeli ve bizzat kampanyaya dahil edilmelidir. Her ne kadar liderlerinin merkezî odağı olmasa ve organik biçimde eylemlere katılmasalar da Peronizm bağlantılı gruplar, bir sendikal kesimin (CTA; Sipreba vb.) desteklediği bir eylemde yer alıyor. Peronizm, çeşitli resmî organlarda antisemitizmin IHRA tanımlarının benimsenmesini teşvik etmekten sorumludur; bu tanımlar Siyonizmi teşhir edenlere yönelik yargı baskısından sorumludur. Bu kesimlerle ilişkili olarak, soykırımı en başından itibaren teşhir ettiğimizi ve Filistin direnişini siyasi olarak desteklediğimizi vurgulamalıyız; bu da bizi FIT-U’nun geri kalanından ayıran bir noktadır. Ülke genelinde iyi örgütlenmiş etkinlikler, yeni yoldaşlar çekmemizi sağladı. Yasama Meclisi’ndeki Vanina duruşması büyük bir başarıydı ve çok büyük bir katılımla gerçekleşti. Uluslararası alanda, Vanina’nın Irak’taki Dönüş Hakkı Forumu’na katılımını ve LA ile IZ’nin Batı Şeria’ya JxP gezisini takip ediyoruz. Bu etkinlikler, soykırımı teşhir eden kesimler arasında uluslararası ilişkileri ilerletmemize imkân verdi. Arjantin’de, eylemler büyürken, Siyonizmin yargı eliyle gerçekleştirdiği saldırılar da artıyor. Vanina’nın davası hızla ilerliyor; Temyiz Mahkemesi kısa süre önce temyizimizi ve Yargıç Borinsky’nin, DAIA ve Manguel’le açık bağlarına rağmen reddedilmesi talebimizi geri çevirdi. Ülke genelinde, Filistin’le Dayanışma Komitesi tarafından belirlenecek olan 7 Ekim civarında büyük bir etkinliğe ve yerel JxP etkinliklerine katılıyoruz.

11- Hükümetin yenilgisi, mücadele için bir itilim de sağlayabilir. İlk aşamada, üniversite ve Garrahan için 17 Eylül’de büyük bir seferberlik düzenliyoruz. Her iki yerde de öncü bir pozisyondayız; bu, bu hafta Garrahan’daki güçlendirilmiş grevde ifade buldu; ATE İş Yeri Komitesi, profesyoneller için MST’nin muhafazakâr ve bürokratik yanlısı politikalarına karşı genel kurula başvurdu ve 9 Eylül’de Plaza de Mayo’yu dolduran AGD açık derslerinde de bu görüldü. Üniversitede, Sumud Filosu için işgal başlatarak öğrenci hareketinin katılımını teşvik ediyoruz; açık derslere ve ulusal genel greve verdiğimiz kararlı destekle birlikte. Planımız, vetoyu kıracak bir üniversite ayaklanması. Ancak hükümetin siyasi yıpranmasının etkisi tüm işçi hareketinde hissedilecek. Bu aşamaya, ülkenin dört bir yanından mücadeleci sendikaları, delege organlarını, piquetero örgütlerini, emekli örgütlerini vb. bir araya getiren 16 Ağustos plenumunun ivmesiyle girdik. Bu sendikal gruplaşmanın 12 Eylül’deki ilk eylemi ulusal bir nitelik taşıdı ve hükümetin seçim yenilgisinden sonraki ilk kitlesel eylem olma simgeselliğine sahipti. Santa Cruz öğretmenlerinin devasa mücadelesi, UOM’un Ternium taşeronlarının ihanete uğramış mücadelesi, Río Tercero kimyacılarının ve Santa Fe, Firmat’ta kitlesel biçimde eyleme geçen Vasalli metal işçilerinin mücadelesi gibi sürmekte olan mücadeleler, yeni bir eylemci dinamiğin ortaya çıkacağı zemindir; tüm bunları aktif biçimde desteklemek, halkın ortak davasına dönüştürmek ve aktivistleri kazanarak siyasi etkimizi artırmak için müdahale etmeliyiz.

12- Ekim’e doğru giderken, yürüttüğümüz seçim kampanyası bir iktidar krizi sürecinde gerçekleşecek. Bu, önemli bir metodolojik soruyu gündeme getiriyor; zira müdahale fırsatları sunacak bir durumla karşı karşıya olduğumuzu ve bunlardan yararlanmak için yakından izlenmesi gerektiğini ortaya seriyor. Bu rutin bir kampanya değil; siyasi krizin gerçek zamanlı takibi ve yeniden gruplaşmaya ve siyasi görünürlük kazanmaya imkân veren inisiyatiflerle ondan yararlanma kampanyasıdır. Bu anlamda, siyasi yaklaşımların ve mücadelelerin gelişimi; etkinlikler ve eylemlerle ve ortaya çıkan konularla ilgili aktif medya ve sosyal medya çalışmasıyla, meselelerimizi öne çıkarmamıza ve büyümemize imkân verecek bir kriz müdahalesi yöntemi sağlamalıdır. Bu girişimleri başlattığımızda, iyi sonuçlar aldığımız kanıtlandı. Córdoba’da bir basın toplantısı medya görünürlüğü kazanmamıza yardımcı oldu ve sosyal medyada aktif müdahaleyle ilerliyoruz. Catamarca’da medyada ve sosyal medyada varlık kazandık; Santa Cruz’da Gabriela Ance’nin adaylığı ivme kazandı; ve ülke genelinde, inisiyatif aldığımız takdirde siyasi manzaranın ilerlememize ve siyasi etki yaratmamıza izin verdiği açık.

13-  Bu koşullar ışığında Sol Cephe’nin [FIT-U] durumunu analiz etmeliyiz. PTS’nin Kirchnerizm’i takip etme politikasının farkındayız; FIT-U’yu Arjantin siyasi sahnesinde tek bir faktörün karakterize ettiğini varsayan tek taraflı bir bakıştan kaçınmalıyız. Programında bir işçi hükümetini savunan, sayısız durumda Peronizm’den farklı oy kullanan ve kitlelerin doğrudan eylem süreçlerine müdahale eden bağımsız bir sol blokun seçimlerde temsili, mevcut siyasi manzarada son derece ilericidir. Solun seçimlerdeki yükselişi sağlanırsa, FIT-U içindeki çelişkili yönleri hesaba katsak bile, güçlü biçimde ilerici olacaktır. Böyle bir yükseliş, her partinin program ve stratejilerini, kitlelere daha açık bir yaklaşımla test edecektir. Parti için, seçim kampanyasına güçlü bir şekilde müdahale etmek, siyasi durumun ortaya çıkardığı fırsatlardan yararlanmanın ön koşuludur. FIT-U oyu için mücadele ediyoruz ve Partimizi geliştirmek, üye kazanmak ve programımızla öne çıkmak için duruşumuzu ortaya koyuyoruz. Çevre için rekabetin bulunduğu koşullarda, FIT-U içindeki tartışmalarına yönelik (örneğin Peronist sendika bürokrasiyle birlikte bir yeni İşçi Partisi kurma önerisi getiren  PTS gibi) titiz bir yaklaşım gereklidir.

14- Önümüzde, vetoya karşı mücadelenin örgütlenmesine odaklanan büyük bir mücadele var. 17 Eylül Çarşamba günü yapılacak seferberlik, önemli bir ulusal gün olacak. Ülke genelindeki üniversitelerde eylemler ve toplantılarla şimdiden hazırlanıyor. Seferberlik, son dönemin en derinden hissedilen iki halk talebini gündeme getirecek: üniversitedeki mücadele ve Garrahan’daki mücadele. Bu, ülke genelinde büyük bir siyasi ajitasyon fırsatı ve bu konuda özel bir açıklama yayınlıyoruz. Çağrı eylemleri, hastane ziyaretleri düzenlemeli, okullarda seferberlikleri teşvik etmeli ve saflarımızı güçlendirmek için UJS genel oturumları ve toplantıları düzenlemeliyiz. Bu mücadelede göstereceğimiz ivme, ülke genelinde tanıtmamız gereken ve 4 Ekim’de Buenos Aires’te gerçekleşecek olan UJS kongresine davet edilme olasılığımızı genişletmemizi sağlayacaktır. Üniversite mücadelesi içinde, özellikle üniversite öğretim üyeleri ve öğretim görevlileri dışındaki personelin taleplerinin gündemini vurguluyor ve hareketi bir yıl boyunca bastıran ve şimdi mücadeleyi münferit bir seferberlik ve vetonun devrilmesine indirgenmiş bir program olarak sunan CIN kliklerinden bağımsız bir seferberlik gerektiğini ileri sürüyoruz. Bu, hükümet politikasına bir darbe vursa da bütçe kesintilerinin sona ereceğini garantilemiyor.

15- Buenos Aires Eyaleti’ndeki FIT-U seçimi ayrı bir analizi hak ediyor. Az farkla da olsa peşinde olduğumuz iki yasama koltuğunu yenilememizi sağlayan bir direnç hattıyla karşılaştık ve nihai seçimlerde oyu savunmamız gerekecek. Üçüncü Bölge’de iki milletvekili çıkararak, PG dönüşümlü olarak bir buçuk yıldan fazla bir süre görev yapacak; bu, her açıdan bizim için çok önemli; zira kamu faaliyetinde yeni bir yoldaşı öne çıkarıyoruz. Romina’nın öncülüğünde Birinci Bölge’de çok önemli bir seçim gerçekleştirdik; bu, PO açısından da önemlidir; zira Üçüncü Bölge ile küçük bir farkla üçüncü oldu (Somos ile başa baş) ve kuzey bölgesi daha zor bir alan olduğundan ve senatörlük adaylığı beklenmediğinden. Romina önemli bir sıçrama yaptı ve Néstor ile ortak kampanya, partinin bölgelerde ivme kazanmasını ve bazı durumlarda faaliyetlerini yeniden canlandırmasını sağladı. Ekim ayı büyük bir zorluk teşkil ediyor: Katılımın artmasına rağmen 2021 ara seçimlerinin oldukça altında kalması nedeniyle, barajı aşmak için en az 40.000 oy eksik. Matanza’nın %7’nin üzerinde bir oy oranıyla önde olduğu işçi sınıfı bölgelerinde iyi seçimler geçirdik, ancak 2021’de kazandığımız on eyalet meclis üyesinin hiçbirini kazanamadık. Barajı aşmak ve Romina’yı Kongre’ye sokmak için verilen siyasi mücadele olağanüstü bir seferberlik gerektiriyor.

16- 16. Parti yapılanması, seçim kampanyasının temel hedeflerinden biridir. Bu bağlamda, her bölgesel hükümette, yeni ilişkilerin kurulmasının ölçülmesini sağlayacak büyük bir tanıtım çalışmasıyla birlikte, faaliyetlerin cephe, yerel ve mahalle bazında yeniden gruplandırılması gündemi olmalıdır. Temel faaliyetlere katılım da planlanmalıdır: UJS kongresi ve seçimlerden sonra Ulusal Kadın Buluşması. İl seçimlerinde, hem 16 Ağustos genel kurul toplantısı (bu, ülke genelindeki birçok bölgesel hükümet için geçerlidir), hem de eğitim genel kurul toplantısı ve ardından denetim süreci için önemli sayıda parti çevresini harekete geçirdik. Şimdi, bu süreçten ortaya çıkan ilişkileri geliştirme konusunda ilerlemeliyiz. Ülkenin geri kalanında, parti çevresini kampanyaya aktif olarak katılmaya ikna etmeliyiz. Bunu yapmak için, materyallerimizi ve adaylarımızı dağıtmanın ve faaliyetlere katılımı teşvik etmenin yanı sıra, seçmen kayıt listelerini hemen oluşturmalıyız. Bu kampanyayı kapsamlı bir denetimle tamamlamalıyız; tek bir oy pusulası uğruna denetimi terk etmek büyük bir hata olur. FIT-U destekçileri ve seçmenlerinin iş birliğinden tam olarak yararlanmak ve tüm cephelerde ilişkiler kurmak için şimdiden kapsamlı bir seçmen kayıt süreci başlatıyoruz.

17- Son ama temel bir nokta, abonelik kampanyasının gidişatı meselesidir. İlişkilerin güçlendirilmesi, kitlesel erişime sahip olması gereken aboneliklerle sonuçlanmalıdır. Abonelik kampanyasını kamuoyu önünde yeniden başlatıyoruz ve bunu Prensa Obrera’nın gelişimi, ulusal ve uluslararası kapsamı ve her türlü hükümet saldırısına karşı tavır alan, patron muhalefetine taviz vermeyen, Filistin halkının davasını taşıyan ve solun duruşunu ifade eden medya organını savunma gereği ile ilişkilendirmeliyiz. Eylül ayı boyunca, hem iç hem de dış abonelikler alarak tüm hedeflerimize ulaşmada ilerleme kaydetmek ve böylece öz finansmanı sağlamak önemlidir.