09/2025

Yunanistan’da Güncel Duruma Dair Communist Liberation’dan Rapor

Yeni Demokrasi hükümeti, işçilere yönelik saldırısını iki yeni gerici yasa tasarısıyla tırmandırıyor. Skandallara ve işlediği suçların örtbas edilmesine ne kadar batarsa, o kadar tehlikeli ve acımasız hale geliyor. İlk yasa tasarısı “adil emek” (!) gibi sahte bir başlık taşıyor, ikincisi ise Kamu Sektöründe memurlar için yeni “Disiplin Yönetmeliği”. Hükümet sermayenin lehine yeni sömürü yolları açmaya çalışıyor, aynı zamanda ücretsiz kamu sağlığı ve eğitimi için mücadele eden ve hükümetin kabusu haline gelen kamu çalışanlarını cezalandırmak istiyor.

Hükümet, “adil emek” yasasıyla işletmeler için işleri “kolaylaştırdığını” açıkça itiraf ediyor. Hükümet, AB işgücü politikalarını uyguluyor. Çalışma süresinin düzenlenmesine ilişkin 2003/88 sayılı Yönerge, “11 saat dinlenme”den söz ediyor, hükümet ise buunu 13 saatlik çalışma olarak tercüme ediyor!

Sermayenin istediğini yapma özgürlüğü, işçinin çalışma saatlerini “düzenleme” özgürlüğü olarak sunuluyor. İşçiler kendilerini sömürmenin en vahşi yolunu seçmekte “özgür”, hükümetin bize söylediği bu. Öte yandan yeni Disiplin Yönetmeliği, kamu sektöründe kitlesel direniş olasılığını hedefliyor; özellikle eğitim ve sağlıkta anti-kapitalist solun öncülük ettiği alanlarda. Parlamentodaki “muhalefetin” desteği dikkat çekici: SYRIZA yeni Disiplin Yönetmeliğinin 30 maddesine şimdiden “evet” oyu verdi!

Hükümet, işverenlerin talep ettiği her şeyi yapıyor: daha uzun, daha esnek, daha ucuz çalışma saatleri. 2025’in ilk yedi ayında, önemli sektörlerde kaydedilen fazla mesai bir yılda yüzde 80 arttı (perakendede %105, sanayide %65). Bu da sermayenin daha ucuz fazla mesai ihtiyacını yansıtıyor; yeni iş yasası da bunu özenle teşvik ediyor!

En önemli gerici değişiklikler:

Birincisi, 13 saatlik işgünü genişletiliyor. Hükümet, 13 saatlik işgünüyle işçi sınıfını Chicago dönemine geri götürüyor; çalışma saatlerini uzatarak işgücünün günlük dinlenme sınırını daha da kısaltıyor. “Yılda 37 günden fazla uygulanamaz” ya da “çalışanın rızası” gibi düzenlemeler, pratikte iş müfettişliğinin tasfiyesiyle hiçbir denetim mekanizması olmadığı için işveren keyfiliği karşısında gülünç “şakalar” haline geliyor. Ayrıca, işten çıkarmaların gerekçeye ihtiyacı yok, “işverenin hakkı”dır; burjuva hükümetler ve sermayenin anlatısı bu. 13 saatlik işgünü, özellikle turizm, gıda, inşaat, tarım gibi sektörlerde ucuz ve esnek işgücü taleplerini karşılamayı hedefliyor. Hükümetin Hindistan ya da Bangladeş’ten yabancı işçi “getirme” çabaları işverenlerin iştahını doyurmayınca, yeni yasa yerli işçileri göçmenler kadar ucuza sunuyor.

İkincisi, işverene fazla mesaiyi dönüşümlü olarak dayatma imkânı tanınıyor. Bu, işvereni yeni işçi almaktan kurtardığı için esnek çalışmayı teşvik ediyor. 2025’in ilk yarısında tam zamanlı sözleşmeler %57 iken, yarı zamanlı ve dönüşümlü sözleşmeler sırasıyla %33,76 ve %8,91 idi; yani yaklaşık her 10 sözleşmeden dördü!

Üçüncüsü, işverenler fazla mesai, gece çalışması ve tatil günleri için sigorta primlerinden muaf tutuluyor. İşveren sigorta primlerinin kesilmesi, gelecekteki emekliler için karanlık bir kabus yaratıyor. Bakanlık, çalışanların da prim indirimi sayesinde ceplerine para gireceğini iddia ediyor. Ancak, bu yeni düzenlemeden kalan fark vergilendirilecek ve neredeyse tamamen silinecek; tek kazanan %22 oranındaki primden tasarruf eden işveren olacak.

Dördüncüsü, işyerinde “esnek” kalış süresi bazı sektörlerde dijital kart mesaisinin ötesinde 120 dakikaya kadar uzatılıyor. Bu düzenleme, çalışanın 8 saat çalışıyor gibi gösterilip 10 saat çalıştırılmasına imkân tanıyor. Örneğin sabah 8’de işe başlayıp 10’da kart basıp akşam 6’da çıkmak. Ayrıca sanayi çalışanları için işe başlama ve bitişte 30 dakikalık hazırlık süreleri öngörülüyor.

Beşincisi, yıllık izinlerin bölünmesi. Özellikle turizm ve yeme-içme gibi mevsimsel sektörlerde çalışanların yıllık izinlerinin iki haftalık küçük parçalara bölünmesine izin veriliyor; böylece işverenin işi kolaylaşıyor.

Yeni Memur Disiplin Yönetmeliği ise çoktan kabul edildi. Yeni Demokrasi evet oyu verdi, SYRIZA ve PASOK (Sosyal Demokratlar) ise bir dizi gerici maddeye evet dedi. Yeni Yönetmelikle disiplin kurulları yalnızca devletin Hukuk Müşavirlerinden oluşacak; yani hükümeti ve bakanlıkları emek hareketine karşı her davada savunanlardan. Sendikal faaliyetler maaş kesintileriyle ve doğrudan işten atmalarla vurulacak: “uygunsuz davranış”, amire eleştiri, gizliliği ihlal gibi gerekçelerle. Amaç, kamu eğitimini ve sağlığını ticarileştirmeye karşı direnen öğretmen ve sağlık çalışanlarının grevlerini ezmek. Çünkü yoksulluk ve savaş hükümetleri ancak korku, tehdit ve baskılarla yol alabilir.

Ve hükümetin saldırıları ve bu yasa bütünüyle uygulanırken, GSEE ve ADEDY’deki bürokratik sendikacılık, antikapitalist güçler tarafından GSEE ve ADEDY Genel Konseyine sunulan militan grev önerisini reddetti. Komünist Kurtuluş bu barbarlığa yanıt olarak antikapitalist perspektifi destekliyor. Emek hareketi için hükümeti ve halkı ezen politikaları devirecek, hatta “istikrar” adına oy kullanan uzlaşmacı parlamenter muhalefete rağmen herhangi bir hükümetin emek düşmanı önlemleri uygulama kapasitesini sarsacak derinlemesine politik ve militan bir öneri sunuyor.